Filistin gibiyim bu yolculukta ..

    Paylaş
    avatar
    MAfacan
    Yeşil Yolcu

    Yeşil Yolcu

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 613
    Yaş : 26
    Nerden : BURSA / TRABZON
    Okul : BİAİHL
    İleti : RABBİM KALBİMİ TUT..! BUNA İHTİYACIM VAR..!
    Ruh hali :
    Teşekkür : 7
    Puanı : 490
    Kayıt tarihi : 20/02/09

    Soru i. Filistin gibiyim bu yolculukta ..

    Mesaj  MAfacan Bir C.tesi Ara. 11, 2010 9:25 pm

    Yolcu duası…
    Hiç olmadığım kadar metanetli, hiç olmadığım kadar cesaretli, hiç olmadığım kadar sabırlı, hiç olmadığım kadar imanlı, hiç olmadığım kadar denize yakınlık ve riyadan uzaklık diliyorum Rabbim ve bu hiç olmadıklarım hep benimle olsunlar artık.
    Ve Bismillahirrahmanirrahim…
    Anne! Filistin gibiyim bu yolculukta…Tüm arkadaşlarım, ailem, akrabalarım heyecanla bekliyoruz. Hep beraberiz ama çok yalnızım. Düşebilecek bir uçaktan, uçsuz bucaksız bir denizin ortasında batabilecek bir gemiden, kalbimi kıracak birilerinin şerrinden hiçbir sevdiğim koruyamıyor beni; tıpkı İsrail’in şerrinden koruyamadığımız Filistin gibi. Korkularımla yalnız, Rabbimle beraberim tıpkı Filistin gibi.
    Anne! Filistin yolcusu yaklaşık 600 kişiyiz. Dünyanın her yerindeniz. Gemilerimiz vicdan ve insani yardım yüklü. Jeneratör, prefabrik evler, oyun parkları, tıbbi malzemeler, ilaçlar, inşaat malzemeleri, kırtasiye malzemeleri, tekstil ürünleri, ev aletleri, gıda maddeleri ve dünyanın her yerinden vicdan taşıyan insanlar var. Tüm Akdeniz’e, oradan da dünyaya defalarca haykırıyoruz: “Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım!”
    Anne! Her şey masmavi bir düşle başladı…Mavi Marmara, mavi Akdeniz…Kırmızının hararetindeki Gazze’ye bu kez mavinin serinliğini götürmeye sözümüz var. 600 kişiyiz. Dünyanın her yerindeniz. İnsanlığın ortak dili varmış anne; adı insanlıkmış! Herkes hasbihalde. Sanki bayram havasında her yer, sanki Kurban Bayramı havası…
    Anne! Toprağımdan ayrılıyorum karanlık bir vakitte. Sirenler dağları dövüyor Antalya’da. Ve biz karanlığa doğru yol alıyoruz sessiz sessiz. Cevdet abi de oralarda, herhâlde basın odasında.Rotamız Filistin yükümüz insani yardım…
    Anne! Kıbrıs açıklarında bir dünya kurduk. Mavinin de böylesi. Bir daha görmek nasip olur mu ki? Bizi bekleyen Defne, Gazze ve diğerleri… Gurbetten sonra vuslat gibi… Gemiler birbirine sarılıyor. Defne ve Gazze iki yaramaz çocuk. Tekrar vira bismillah viva Palestina! Denize koyuluyoruz birer birer; Gazze’ye gidiyoruz. Ardımızda beşibiryerde. Hiç olunmadığı kadar huzurlu… Evet, bu sefer gerçekten Gazze’ye gidiyoruz ve içimde bir bayram havası; Kurban Bayramı’nın o değişik havası…Bir annenin evlatlarını sakındığı gibi, gözümüz gibi sakındığımız gemiler seyirde. İçlerindeki bin bir zahmetle toplanan yardımlar. Gazze nefes alacak. Sanki canlı bu gemiler, ses etsek ses verecek. Ve tüm bu güzellikler ruhuma değdiğinde, heyecandan üşüyüp senin sıcaklığını özlediğimde Cevdet abi de oralarda, büyük ihtimalle basın odasında.
    Anne! Saat gece 10 suları ve rotamız bilinmezlik, yükümüz insani yardım…Çok yakınlarındayız Gazze’nin, tam 75 mil ötesinde. Göremedim henüz karayı ama hissediyorum rüzgârlarını. Ardımızda beşibiryerde.Ve saat gece 10 sularında, biz Akdeniz’in mavi sularında. Her zaman olduğu gibi karanlıklardan geliyor İsrail. “Zodyaklar yaklaştı!” dediler. O ne demek ki?! “İnsansız uçaklar geçti!” dedi biri. İnsanlısı mı, insansızı mı zarar, karar veremedim. Karanlık bir bekleyiş… Sabahı bekliyorum; o günün kaderini çizseler de kurtarsalar diye bekliyorum gün ışıklarını.Saat sabah 04.30 suları, biz Akdeniz’in mavi sularında. Gemi nefes nefese. Ezan sesi ara veriyor bilinmezliğe ve hatırlatıyor: “Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım!”
    Anne! Secdedeyim, son kez mi değiyorum dünyaya? Az sonra belki sonsuzluğa doğacağım. Saati sormuyorum kimseye artık. Zaman anlamsızlaştı. Ve acı siren sesleri, içimi yırtan anonslar, “Lütfen gerçek kurşun kullanmayın!” Gerçek kurşun mu? Doğru ya Gazze’deki insanlar sahte kurşunla ölmüyordu. “Lütfen!” diye haykırıyor anonstaki ses, lütfen diye bir kelime var mıydı ki onların sözlüğünde!? “Yaralılar var!” “Yaralılar…” “Yaralılar….” anonsları içimi delip geçiyor Gazze’ye doğru.Ağırlaşıyorum. İçimde her şeyden var. Korku, sakinlik, metanet, sabır, sabırsızlık, özlem, vuslat. Sizi çok özlüyorum, dünyaya soğumaya çalışıyorum. Herkes birbirinin yüzüne son kez bakıyormuş gibi. “Gemi düştü, şehitlerimiz var!..” diyor anonstaki ses ve Fatiha’yı deviriyor donmuş ruhuma.Kendime geldiğimde saat kaç bilmiyorum, zaman zaten çoktan anlamsızlaşmış. “Artık bitti!” diyor biri, bir el ateş ediliyor enseme sanki, sırtımı tarifi imkânsız bir sıcaklık kaplıyor anne. Sanki Gazze’deki kırmızının harareti, sanki kan sıcaklığı. “Artık bitti, Cevdet’i vurdular!” “Ama Cevdet abi oradaydı az önce!..” diye çırpınıyor içim. Hani “Allah rızası için burayı boş bırakmayalım!..” diye koşturuyordu.Saat bilmiyorum kaç; teslim olacakmışız. Can yeleği teslimiyete süngerden bir engel. Çıkarıyorum, içime sakladığım canımla teslimiyete ilerliyorum. “Cevdet’i vurdular!” sözleri hâlâ peşimde. Ve yerde uzanmış dört beden, çoktan teslim olmuşlar sonsuzluğa. Filistin’in bayraklarına sarılmış hepsi, yüzleri örtülü sessiz, çok sessiz…ve Cevdet abi de orada. Ekran başında bakakaldığımız o görüntülerin içine düşüyorum, işte sonunda Gazze’deyim anne!Rotamız Aşdod yükümüz insani yardımBir salona topluyorlar bizi ve biz hâlâ dünyanın her yerinden 600 kişiyiz! Yükümüz insani yardım, dilimiz insanlık. Güverteye yığılmış yaratıklar, her biri birer cephane! Burası başka bir dünya. Korku ülkesi, paranoyakların cehennemi, her dakika cehennem ızdırabı. Vakit çok çabuk geçse keşke ve ne olacaksa olsa, mavinin serinliği bize ulaşsa! Cevdet abi orda mısın? Anne keşke burada olsan ya da ben senin yanında olsam, kucağına uzansam. Yok, olmaz; anne Rabb’den tatlı olamaz! Tam da Furkan’ın dediği gibi: “Anne mi, şehadet mi …” Utanıyorum Müslümanlığımdan. İçimde her duygudan var. Ağırlaşıyorum…Camdan bakıyorum; sayısız hücumbot, savaş gemisi, helikopterler… Bir filmin içinde miyim neyim?! Üzerinde seyir hâlinde olduğumuz Akdeniz değil miydi? Hayat baştan aşağı bir film miydi ve gerçeğe mi bu yolculuk?! Cevdet abi sen şimdi gerçekten mi….? Sen şimdi bizden daha mı gerçeksin?Gemiden çekip çıkarıyorlar, dışarıda büyük bir kalabalık ve Aşdod’dayım anne. Sanki ilk kez insan görüyorlar. Ben ilk kez İsrailli görüyorum. Yanımda iki ufaklık, onlar askermiş meğer. “Neden benden korkuyorsunuz?” diyorum. “Bilmiyorum.” diyor küçük asker. İsrail! Kendini de zehirleyensin!..Rotamız hapishane yükümüz insani yardımİlk defa bir cezaevi aracına binip ilk defa bir hapishaneye gidiyorum. Ölüm, kan, kaçırılma, kelepçeler, hapishane ve her acıdan birer lokma. İsrail’le tanışmaklığım devam ediyor. Herkes nerede, esenlik nerede? Burası bambaşka bir yer anne, burası dünyadan değil! Rotamız Türkiye yükümüz insani yardımGazze orada, insanlar meydanlarda, ben İsrail işgalindeyim. Anavatana dönecekmişiz, hâlâ 600 kişiyiz! Defne, Gazze, Mavi Marmara ve diğerleri rehin. Filistin’i taşıyorum hücrelerimde, herkes bana Filistin gibi görünüyor. Mavi Marmara’yı özlüyorum, mavinin serinliğini…

    Anne ben döndüm toprağıma ama Gazze orada kaldı. Binlerce annem karşıladı beni, binlerce babam. Herkes bana Filistinmişim gibi bakıyor, alnımdan öpüyor bildiğim bilmediğim. Ağırlığımı yaslıyorum kalabalığa, kalabalıklar beni tutuyor, Cevdet abiyi de. Hafifliyorum içimde her duygudan var, kırmızının hararetini özlüyorum. Hiç bitmesin bu kalabalık anne, beni hiç bırakmasınlar, Filistin’i de!..
    Ve Rotamız Filistin yükümüz insani yardımAnne! Eğer Gazze’ye ulaşsaydık, insanlarının ihtiyaçları karşılanacak, hastaları tedavi edilecek, İsrail saldırıları ile yerle bir olan okul, hastane ve sağlık merkezleri yeniden inşa edilecekti. Yetimlerin resmini çekecektim sana göstermek için. Cevdet abi de...
    Anne! İçimde tek bir şey kaldı. Gazze’ye yine kırmızı ulaştı.

      Forum Saati Ptsi Nis. 23, 2018 5:08 pm